•  

  • Ma ve Pa’nin devri alem maceralari.

1st May 2010

Daldık gittik yine!

Scuba Diving Around The World

posted in Kategorilenmemiş | 0 Comments

15th October 2009

GALAPAGOS – Söze gerek yok!!!

– Galapagos –

posted in Kategorilenmemiş | 0 Comments

27th September 2008

Japonya – TOKYO

Tokyo by nightFiji’den kalkan Air Pacific uçağı 9 saatlik uçuş sonunda Tokyo Narita havaalanına varıyor. İlk andan itibaren japonca bilmemenin zorluklarını yaşayacağımız anlaşılıyor. İngilizce yada herhangi bir yabancı dil hiç popüler değil Japonya’da. Toplu taşıma sistemini deşifre etmek için çaba sarfediliyor. Tokyo şehir merkezine ulaştıracak trenin penceresinden neon reklamları ile aydınlanan şehirin silueti geçerken, reklam afişleriyle dolu trenin içinde yorgunluktan başları önüne düşerek uyuyanlar ve son model cep telefonlarından televizyon izleyen Tokyo’lular nasıl dinamik bir şehirde olduğumuzun ilk habercileri. Dünyanın en pahalı şehirlerinden biri olan Tokyo’da konaklama ise düşük bütçeli seyahat edenlerin çözmesi gereken en önemli sorun. Çok fazla sayıda hostel yada guesthouse olmayan Japonya’da “Kapsül Otel” tercih etmiyenler için en iyi çözüm “Bussiness Oteller”. 15 m2 içinde tüm standartlara sahip bu minyon otel odalarında konaklamak bir süre sonra normal hale geliyor. Otele yerleşilip Japon tuvaletleri ile ilgili (“Japon Tuvaletleri” özel bölümünü merakla bekleyin…) ilk şok atlatıldıktan sonra akşam yemeği yenebilir “gerçek dışı” düşüncesi ile Tokyo’nun sokaklarına çıkılıyor. Beyaz gömlekli-siyah pantolonlu iş arkadaşı grupları ile dolu restorantların ne ingilizce menüleri ne de garson ile anlaşabilecek ortak bir dil mevcut.  Zaten çok aç olunmadığı kararı verilip marketten meyve alınarak yemek zorunsalını çözme işi ertesi güne devrediyor.

Sonbaharı yaşayan yüksek gri binalarla çevrili Tokyo’daki ikinci güne hızlı bir başlangıç yapılıyor. Hayatıa quiet place kolaylaştıran, çok dakik, pek pahalı ve bir o kadar karmaşık metro sistemi kısa bir süre sonra çözülse de bu büyük şehri gezme görevi ayaklara, yol gösterme görevi se elimizdeki haritaya düşüyor. İmparatorluk Sarayı şehrin orta yerinde, hala kullanımda olmasından dolayı ziyarete kapalı. Ama hemen yanındaki ziyarete açık İmparatorluk Bahçesi gösterişten uzak, geleneksel Japon sadeliğinin en güzel örneği. Samurai’lar için yapılmış güvenlik binaları, zen bahçeleri, rengarenk Japon balıkları ile dolu havuzları, küçük bamboo ormanı ile eski sarayı saldırılardan koruyan kalın duvarları bugün, etrafını saran ve hızına yetişilemeyen Tokyo şehrinin keşmekeşinden korumakta.

DAIMARU’nun KEŞFİ!
Japonya’nın en büyük mağaza zincirlerinden biri olan Daimaru’ya daha ikinci günümümüzde rastalamamıza sevinsek mi? yoksa üzülsek mi? bilinemiyor. exploring diamaruİhtiyaç duyulabilinecek herşeyin bulunduğu (ingilizcede “Departmant Store” denen bizde örneği bulunmayan) bu mağaza zincirinin en can alıcı yeri zemin katı, yani yemek bölümü. Çok büyük bir mağaza düşünün! dünyanın en ünlü mücevher tasarımcıları birbirinden güzel, renkli ve göz kamaştırıcı tasarımlarını en güzel standtlarda sergilesinler ve bu mücevherler “Yenilebilsin!”… Yada “Retrospektif Tatlı Sergisi” diyelim…Çünkü dünyanın bir çok ülkesinden ünlü Tatlı Şefleri sezonluk tatlı kolleksiyonlarının tanıtımlarını Japonya’da yapmakta. Çoğunluğu geleneksel Japon pirinç hamuru ile yapılmış birbirinden farklı tatlara ve görünüme sahip yüzlerce tatlının tadına bakmak tabi ki de mümkün değil ama Japonya’da geçireceğimiz daha 20 günümüz bulunmakta!?!?…  Sadece tatlı değil tabi ki. Yeryüzünde bulunan tüm gıda maddelerini burada bulmak mümkün herhalde. “Yok yok” ve “el yakan fiyatlar” ne demek? Burada öğreniyor insan…

TOSUNLAR GÜREŞTE!
“Sumo” Japonya’nın en geleneksel ve karakteristik sporu. Sonbahar turnuvası aynı günlerde Tokyo’nun sumo on display“Kokugkan Sumo Stadyum”unda devam etmekte. Turnuvanın son günlerine yaklaşılmakta, ama pahalı bilet fiyatına rağmen bu baştan sona rituüel spor olayına tanık olma isteği ağır basmakta. Güreşçiler tecrübelerine göre kategorilere ayrılmakta, en tecrübeliler günün ma and pa go sumosonuna doğru güreşmekte. Her grubun müsabakaları başlamadan önce geleneksel başlangıç seramonileri yapılmakta. Ardından güreşçilerin isimleri okunup tatamiye (ring) çağrılmakta. Üzerlerindeki çok değerli (ortalama 100 000$) değerli taşlarla süslü eteklerini çıkartıp, ringe pirinç unu serpmeleri ve müsabakaya başlamaları 5 dakika sürmekte. Mücadele ise en fazla 30 saniye içinde (keşke biraz daha uzun sürse) son bulmakta. Son yıllarda Japon olmayan güreşçilerin büyük başarısı Japonları biraz hayal kırıklığına uğratsa da tartışmasız beyzbol gibi en popular Japon ata sporu Sumo.

-DE HALİ, -DEN HALİ, TJUKISI BALIK HALİoctopi
Suşi ve deniz mahsülleri müptelası Japonya’yı ancak böyle bir balık hali paklardı zaten. Dünyanın heryerinden “dünya kadar” deniz ürünü buraya gelmekte, sabah karanlığında yapılan açık artırmalar ile balıklar restorantlar, oteller ve diğer satıcılar tarafından kapışılmakta, daha sonra yine tüm Japonya ve dünyaya dağıtılmakta. Hal sabah saat 9’da kapılarını kapamakta. Çok büyük bir alana yayılmış Tjukisi Balık Hali’ni çok erken saatlerde ziyaret etmek gerekmekte. Daha önce televizyondaki belgesellerde bile görmediğiniz canlıların ne olduğunu anlamaya çalışırken özellikle balık taşıyan ve hızlı bir şekilde oradan oraya giden enteresan taşıma araçlarına çok dikkat etmek gerekmekte.

“Yoyogi Park” Tokyo’nun en büyük parklarından ve özellikle haftasonlarının gözde noktalarından biri. Parkın genç street popRockabilly müdavimleri ile farklı müzik tarzlarında canlı performanslar sergileyen genç grupları uzun süre izlemek acı verici olabilir düşüncesi ile her grubun öününde kısa birer es verip yola devam ediliyor. Parkın diğer bölümündeki Hint Haftası Festivali daha sakin ve dikkat çekici. Hintli ressam ve heykeltraşların canlı performansları izlenmekte. Yoyogi parkı içinde yer alan “Meiji (Shrine) Tapınağı” ziyaretinde dini evlilik törenine şahit olunuyor. Bizim imam nikahından daha teferruatlı olduğu hemen anlaşılıyor. Akşam yemeği bahanesiyle ayaklara inen kara suların tahliyesinin ardından dünyanın en işlek ve dolayısıyla en kalabalık metro istasyonu Shinjuko’dan otele geri dönülüyor.

Tokyo’da çok hızlı geçen 4 günün ardından Japonya’nın en eski şehirlerinden biri olan Kyoto’ya gitme kararı veriliyor. Önceden Rail Pass alınamadığı için en iyi ve en pahalı ulaşım yolu olan trenin alternatifi gece otobüs yolculuğu tercih ediliyor. (Japonya’da tren, avantajlı yollar, indirimli pass biletleri bir sonraki bölümde detaylı olarak anlatılacaktır.)

posted in Kategorilenmemiş | 0 Comments

25th September 2008

JAPONYA

gezelim_gorelim_japan_tr

posted in Kategorilenmemiş | 0 Comments

22nd September 2008

Fiji – CAQALAI / VOLIVOLI / VISEISEI

Çok heyecanlı köpekbalığı dalışından bir gün sonra çantalar yeniden toplanarak Fiji’nin başkenti Suva’ya gidiliyor. Farklı bir otobüsle Nausuri’ye devam ediliyor. Yol üzerindeki nehir kenarında inilerek bizi “Caqalai”a (Dangalay olarak okunuyor, sormayın!) götürecek tekne bekleniyor. Önce mangrove ormanı ile this is beautifulçevrili Wandalinde nehrinde daha sonra da okyanusda yaklaşık bir saatlik yolculuk sonunda küçük olduğu kadar sıcak ve az ıslı “Caqalai” adasına ulaşılıyor. Viti Levu adasının doğu kıyısında yer alan ve etrafı 15 dakikada dolaşılan bu minik mercan adası ve içindeki resort karşı kıyıdaki köyün kilisesi tarafından işletilmekte. Adada konuklar için yaklaşık 10 adet Bure (Samoa’lılar Fale diyor, biz kulübe…) bulunmakta. Mercan kayalıkları ile çevrili olan adanın etrafında yürümek, yüzmek, kitap okumak, yine yüzmek, akşam üzeri ekiple birlikte voleybol oynamak en önemli aktiviteler. Akşam yemekleri hep birlikte geleneksel Fiji yemekleri yenmekte, herşeyi yapan ekip yemek boyunca gitarlar çalıp yerel Fiji şarkıları (inglizcelere gerek yok) söylemekte. Aynı anda da özel bir bitki kökünden hazırlanan “Kava” adlı özel Fiji içkisi sunulmakta. Ağızda kekremsi bir tat bırakan içkinin ramazan ayı nedeniyle sadece tadına bakılmakta.

Tekne ile bir saat uzaklıktaki Fiji’nin eski başkenti “Levuka” kasabası ziyaret ediliyor. Ovalau adasında yer old storefrontalan colonial mimari tarzındaki kasabada yer yer Amerikan Western tarzı dükkanlar görmek şaşırtıyor. Kasabada çok sayıda okul dikkat çekiyor. Buranın halkı da tüm Fiji’liler gibi çok cana yakın. Hallerinden pek memnun oldukları anlaşılan halk her gördüğünde BULA! (merhaba) diyerek selam vermekte. Kütüphane–Müze küçük ama kasaba ve tarihi hakkında yeterli bilgi vermekte. Levuka kasabası ziyaretinin ertesi gününde “Caqalai” adasındaki küçük dalış dükkanını işleten Sharon ile Amy adanın yakınındaki mercanlarda dalış yaparken Turgay ve birkaç konuk şnorkel ile dalmayı tercih ediyorlar. Deniz dalgalı olmasına sunset from VoliVolirağmen her renk mercanlarla ve sayısız balıklarla kaplı mercan kayalıklarında yüzmek büyük bir keyif. Dönüş yolunda ise su çekildiğinde yürüyerek bile ulaşılabilen minik “Yılan adacığına” uğranıyor.
“Caqalai” da geçirilen huzur dolu Robinson Crusoe vari günlerden sonra tekrar hızlı ve ıslak tekne yolculuğu ile Vitu Levu adasına dönülüyor. Otobüs ile RakiRaki kasabası yakınındaki “VoliVoli Beach” e (sesleri tekrarlamayı seviyorlar) ulaşılıyor. Özellikle dalış eğitimi almak için tercih edilen VoliVoli’de kano’ya binilerek ve dinlenerek geçirilen iki günün sonunda çantalarımızı bıraktığımız Fiona’nın evine dönülüyor. “Viseisei” köyü geziliyor, çocukları ile güneş batışında biraz oynanıyor, bol bol muhabbet ediliyor. Ertesi sabah kahvaltısına müteakip bizleri Japon’ya ulaştıracak uçağın kalkacağı havaalanına doğru yola çıkılıyor.

– Fiji Caqalai (Dangalay) Adası-

VINAKA FIJI

posted in Kategorilenmemiş | 0 Comments

20th September 2008

Fiji – VISEISEI / PACIFIC HARBOUR

Dolunayın aydınlattığı Apia’dan 15 Eylül gecesi kalkan uçak ikibuçuk saat sonra 17 Eylül’de Fiji’ye ulaşıyor. Koskoca “16 Eylül” saat farkından dolayı güme gidiyor. İlk gece Fiona ve eşi Api’nin evinde “couchsurfing” yapılacak.Fiji from above Havaalanından taksi ile “Viseisei” köyündeki evlerine sabaha karşı ulaşılıp evsahipleri uyandırılıyor. Fiona evden turizm acentalığı yapmakta, Api ise davulcu. Grubu ile otellerde çalmakta. Ertesi sabah Fiona ile birlikte çok uzun olmayan Fiji tatilinin planı yapılıyor. Çantaların bir bölümü bırakılıp daha hafiflemiş bir şekilde Nadi’ye doğru yola çıkılıyor. Fiji’de soldan işleyen trafiğe alışmak zor olacak gibi. Otobüsler ise başka bir alem; araç tamamen durmadan kimse hareket etmiyor. Hareketsiz otobüsten herkes inmeden binmeye çalışmak kaba bir davranış kabul ediliyor. Bunu öğrenmek hiç uzun sürmüyor… Nadi’de yenen öğle yemeği sonrasında maskelerimize eşlik etmeleri için şnorkeller alınıyor. Nadi’den Pacific Harbor’a gidecek olan minibüs’ün dolması için uzun süre bekleniyor.  Akşam güneşi her yeri kızıla boyayarak batarken ulaşılıyor Pacific Harbor’ a ve dolayısı ile kalacağımız “Uprising Resort”a. Okyanusun hemen kenarında lüks bungalowları, bakımlı bahçesi, sosyal alanları ve güzel restorantı ile tahminlerimizin üzerinde bir yerle karşılaşılıyor. Ancak ertesi gün yapılacak olan aktivitenin bozduğu bütçeyi dengelemek için Uprising’in çok temiz ve güzel dorm’unda (yatakhanesinde) kalınıyor.

“Pacific Harbor” Fiji’nin en büyük adası Vitu Levu’nun güney kıyısında yer almakta. Bölgenin en önemli aktivitesi ise “Shark Feed Dive” denen köpek balığı besleme dalışları. Ertesi sabah erkenden “Beqa Adventure Divers” yetkilileri ile konuşuluyor. Erken rezervasyon yapılmadığı için yer bulma şansımız düşük gibi. Dalışın başlıyacağı yere gidiliyor, sadece bir kişi için yer var:( Ancak son anda tekne kaptanı Papa ve aktivite sorumlusu Pedro’nun izni ile dalışa katılma şansı yakalanıyor:)

– Fiji Shark Dive!!! Aman Dikkat!!! –

Beqa Adventure Divers”’ın yaklaşık dokuz yıldır yapmakta olduğu bu özel dalışa 16 misafir, 9 görevli dalgıç katılmakta. Dalış teknesi ile nehirde ağır ağır ilerleyerek okyanusa çıkılıyor ve toplam iki dalışın yapılacağı decor“Shark Dive Marine Reserve” bölgesine ulaşılıyor. Profesyonel ekip tarafından tüm kontroller ve güvenlik uyarıları tekrar yapılıyor. İlk dalış bölgesinde önce 30 metreye inilip balık besleme işlemi başlıyor. Büyük konteynırlar ile dibe indirilen balık parçaları önce büyük trevally, surgen, snapper ve grouper’ların dikkatini çekiyor. Tüm dalgıçlarla birlikte ufak bir kayalığın arkasında dizilerek mümkün olduğunca az hareket ederek 3-4 metre öndeki ziyafet seyrediliyor. Ardından white tip reef köpekbalıkları, black tip reef köpekbalıkları, nurse köpekbalıkları ve bull köpekbalıkları katılıyor eğlenceye. Bull Sharks (boğa köpekbalıkları) ikibuçuk metrelik boyları ile partinin ağır abileri. Dalış ve özel besleme işlemi önce 15 metre daha sonra da 4 metrede, belki de tüm zamanların en etkileyici güvenlik noktasında devam ediyor. Amy ve Turgay 4 metredeki mercan duvarının hemen kenarında tam da besleyicinin ardında konuşlanıyor. Özellikle lemon shark’lar yemekten pay alabilmek için Amy’nin kolunun altından besleyiciye ulaşabilmek için yarışmaktalar. Nefes kesen ilk dalış ile ikinci dalış arasındaki bir saatlik süre teknede sıcak çay ve kurabiye yenerek ve kaptan “Papa” nın ilginç köpekbalığı hikayeleri dinlenerek geçiriliyor. İkinci dalış için 17 metreye Mosesinilip besleme işlemi başlıyor. Daha henüz dalışın başlarında görevli dalgıç ağır ağır yaklaşmakta olan Tiger Shark’ı işaret ediyor. Bir zamanların “Bakanlar çekilsin, Başbakan Geldi !!!” sözünü hatırlatırcasına bir sahne yaşanıyor. Sanki tüm sofra ona terkediliyor istediği kadar yiyebilmesi için. Dörtbuçuk metre uzunluğundaki hamile olan bu dişi dev köpekbalığı yemeğe başlamadan önce buranın tek söz sahibi olduğunu kanıtlarcasına herkesin yanından ağır ağır geçerek tam anlamıyla bir gövde gösterisi sergiliyor. Ardından hakkına düşen büyük lokmayı alarak uzaklaşıyor. Dalış boyunca aralıklarla uğrayıp hem öğle yemeğini yemeye hem de varlığını hatırlatmaya devam ediyor. Dalış sonunda kalanları yemek için toplanan farklı türdeki köpekbalıklarını izleyerek ağır ağır yüzeye doğru yükseliyoruz. (Uzun lafın kısası bknz. video)

Adrenalin dolu iki saatlik bir macera filmi gibi geçen bu deneyim, dalış yapan yada ilgi duyan, köpekbalığından korkan yada sempatisi olan herkese hararetle tavsiye edilmekte. Kaptanından besleyicilerine, kameramanından dalış eğitmenlerine kadar tüm ekibi Fiji’li olan profesyonel “Beqa Adventure Divers”ın ton balığı fabrikasından arta kalan balıkları kullanmaları ve dalış gelirinin bir kısmını dalış bölgesinde bulunan köye vermeleri diğer artıları.
BULA FIJI !!!

posted in Kategorilenmemiş | 1 Comment

17th September 2008

FİJİ

gezelim_gorelim_fiji_tr

posted in Kategorilenmemiş | 0 Comments

13th September 2008

Samoa – SALEAPAGA / Upolu Adası

sunset at FaofaoUpolu’ya vardıktan sonra binilmesi planlanan otobüs uzun süren tuvalet molasından dolayı kaçırılıyor. Saleapaga kasabasına gidebilmek için tutulan taksinin şöförü çok alem. Kurak mevsim nedeniyle kurumuşTogitogiga Şelaleri yolu üzerinde iken, konuyu bir şekilde hıristiyanlığın faydalarına getirmesi bir çok Samoalı gibi taksi şöförünün de dinine sıkı sıkıya bağlı olduğunu gösteriyor. Günlerden pazar olması nedeniyle tüm işyerleri kapalı, kiliseler dışında. Tüm Samoa halkı güzel beyaz kıyafetlerini giyip pazar ayinlerine gitmekte. Yol üzerindeki köyün özelliği en çokSua Ocean Trench “Fafafini” nin (Fafafini; kadın gibi hissedip onlar gibi davranan ve aileleri tarafından da kabul edilen erkekler…) bu köyden çıkıyor olması. Öğleden sonra Salepaga’daki “FaoFao Beach Fales” e ulaşılıyor. Oknayunus önü kulübemize yerleştikten sonra akşam yemeğine kadar olan zaman kumsalda yürüyerek değerlendiriliyor.

“Sua Ocean Trench” Saleapaga’da ziyaret edilmesi gereken en önemli yer. Taksi ile on dakika uzaklıktaki dev kayalıkları, püsküren delikleri (blowholes), mercan reefleri ve 20 metrelik ahşap merdiven ile inilen turkuaz mavisi doğal okyanus havuzu ile girişte verilen 10 doları misli misli hakediyor.

Fao Fao’nun da en önemli aktiviteleri kimsenin şikayet edemeyeceği kitap okumak, yüzmek, yemek ve muhabbet etmek. Çok sakin ve dinlendirici başlayan Pasifik yolculuğuna biraz hız kazandırmak için Fiji’ye gitmenin zamanı geliyor. Apia’ya dönülerek iki gün sonraki uçak saati beklenmeye başlanıyor.

posted in Kategorilenmemiş | 0 Comments

9th September 2008

Samoa – SAVAI’I ADASI

Sunrise at ReginasManase
Upolu adasının kuzeydoğu ucundaki Mulifanua Limanından kalkan feribot ile 1,5 saatlik yolculuk sonunda Samoa’nın en büyük adası Savai’i ye ulaşılıyor. Limandan kalkan otobüsler ile Manase’ye doğru yola çıkılıyor. Jeep şasisi üzerine yerleştirilmiş gıcırdayan ahşap otobüs karoseri eski küçük Üsküdar – Beşiktaş motorlarını anımsatıyor. Otobüslerin kendine özgü kuralları bulunmakta. Turistlere yer verilmekte, kadınlar yaşlıdan gece doğru kucakta oturmakta (üst üste en az 3 kişi ), koridorlar dar olduğundan her iniş çok uzun
ma and pa take it easyzaman almakta. Samoa’da otobüs yolculuğunu en az bir kere tecrübe etmek şart. Manase’de köy şefinin ve ailesinin işlettiği “Regina’s Beach Fales” de kalınıyor. (Fale: çatısı ve duvarları kuru muz yaprakları ile kaplı küçük kulübeler). Genelde gösterişsiz, gündüzleri elektriksiz, bize özel manzaralı fale’miz ile okyanus arasında sadece on metre bulunmakta ve manzaramız hiç kapanmamakta. Günde üç öğün yerel Samoa yemekleri kaldığımız yerde yenmekte. Etrafta küçük bakkal haricinde çok alternatif bulunmamakta. Günler kitap okuyarak, sahilde yürüyerek ve diğer sakinlerle muhabbet ederek geçmekte.

Avusturyalı Peter ve Kaye Forwood çifti ile tanışma, uzun uzun sohbet etme fırsatı bulunuyor. 12 yıldır Kaye Peter and the HarleyHarley Davidson motorları ile Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği 195 ülkenin 192’sini bitirmiş Peter – Kaye çiftinden dinleyecek ve öğrenecek çok şey var. Peter ve Kaye’in inanılmaz maceralarının detaylarını www.harleyforwood.com linkindeki bloglarından okuyabilirsiniz. “Regina’s” daki bir diğer komşumuz, Samoa’da belli bir süre gönüllü olarak çalışan Yeni Zelanda’lı Jolie ile uzun sohbetler boyunca Samoa halkı, kültürü, problemleri ve daha bir çok konuda bilgi sahibi olunuyor.Arch

Çok sakin geçen günlere Dive Savai’i ile birlikte yapılan Mercan Duvarı ve Savaii batığı dalışlarıyla bir günlük kısa bir ara veriyor. 1881 yılında Samoa’ya misyoner taşırken liman açıklarında batan İngiliz gemisi şu anda 22 metre derinlikte bir çok deniz canlısına ve mercanlara yataklık etmekte. Şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz en derin dalış sonrasında sakin günlere geri dönülüyor.

Salelologa
Savaii adasındaki son 2 günü geçirmek üzere Jolie ile birlikte jeep kiralanıp Salelologa limanı yakınındaki lav kayalarının üzerine kurulmuş, mangrove ağaçları ile çevrili “Lusia’s Lagoon Chalets” e gidiliyor. Ertesi gün Safu Tours’dan rehberimiz 79 yaşındaki Jeoloji mühendisi Warren Jopling ile Savaii turu yapılıyor. Jeoloji dışında da çok bilgili Warren ile volkanik deniz kemerleri, “Lovers Leap”, “Tafua Peninsula Rainforest Reserve”, “Tafua Savai’ Krateri” ve etkileyici “Alofaaga Blowholes” ziyaret ediliyor. Blowholes (Püsküren Delikler) hindistan cevizi kabukları ile besleniyor (bknz video). Bilgilendirici bu gezi sonrasında Savai’i adasından tekrar Upolu adasına doğru feribotla yola çıkılıyor.

– SAMOA –

posted in Kategorilenmemiş | 1 Comment

5th September 2008

Samoa – APIA / Upolu Adası

says it allSamoa Pasifik Okyanusunun orta yerinde iki büyük adaya dağılmış 217.000 kişilik nüfusu ile çok sakin, pek rahat, tertemiz, kendine özgü gelenekleri ve kuralları olan huzurlu bir ülke. İşsizlik oranın çok yüksek olmasına rağmen gurbetçilerinin ve yabancı ülkelerin yardımları ile ayakta duran Samoa’nın az gelişmiş sanayisine en büyük destek gelişmekte olan turizm sektörü. Güleryüzlü ve yardımsever  Samoa halkının en önemli geleneksel kıyafeti ise kuşkusuz Flip-Flop (parmak arası terlikler).
traditional tatoos

Los Angeles havaalanında, Air New Zealand ile gidilecek Samoa uçağının kalkmasına iki saat kala, check-in esnasında Pasifik ülkelerine giriş yapmadan önce o ülkeden çıkış biletinizi ibraz etmeniz gerektiğini öğreniyoruz. Hmmmmm!!?? Önceden plan yapmayı pek tercih etmediğimiz için ibraz edecek herhangi bir çıkış bileti bulunmamakta. Gecenin 10.30’unda hemen hızlı bir plan yapılıyor ve Fiji’ye gitme kararı veriliyor. Hemen oracıkta Fiji uçak biletleri alınıyor ve Samoa’ya giriş hakkı kazanılıyor. (Önemli Uyarı: Pasifik adalarının genelinde uygulanan kanun gereğince o ülkeye gidecek uçağa binmeden önce çıkışınızı planlamış ve biletinizi ibraz edebiliyor olmanız gerekmektedir. İlgilenenlere duyurulur! )
9 saatlik servisi başarılı New Zealand Havayolları uçuşunun sonunda Samoa’nın başkenti Apia’ya ulaşılıyor. Samoa’nın ikinci büyük adası Upolu’da yer alan başkent Apia yaklaşık longboat races40.000 kişilik nüfusu ile Samoa’nın en büyük şehri. Apia’da geleneksel Samoa 17. Teuila Festivalinin ikinci haftası tüm hızıyla devam etmekte. Şehir  meydanında hazırlanmış olan alanda farklı grupların geleneksel dansları ile okul gruplarının modern dansları oldukça etkileyici. Özellikle Los Angeles’tan gelen Samoalı müzik grubunun konseri çok kalabalık. Aynı anda ana cadde de geçit töreni devam etmekte. Önde etekli üniformaları ile polis bandosu geçmekte. Süslenmiş araçlar üzerindeki Samoa Güzellik Yarışması adaylarına  eşlik eden geleneksel dövmeleri ile yarıçıplak adeleli Samoalılar bandoyu takip etmekte. Tüm bunlar yaşanırken Samoalıların en çok ilgi gösterdiği Trigger Fishetkinlik ise “Long Boat ” yarışması. Yerel firmaların sponsor olduğu 40’ar kişilik ince ve çok uzun ahşap geleneksel teknelerin yarışmasını radyodan canlı dinleyip okyanusun kıyısından izlemekteler. Yarışımayı kazanan takım zafer sarhoşluğu içinde şehirdeki geçit törenini en arkadan takip etmekte ve en çok alkışı toplamakta.
“Palolo Deep Marine Reserve” Apia şehir merkezine çok yakın koruma altındaki önemli bir mercan kayalığı bölgesi. Giriş ücreti verilerek girilen parkta şnorkelle yüzmek hararetle tavsiye edilmekte. 50 metrelik çok sığ ve mercanlarla dolu olan bölümü geçerken biraz dikkatli olunmalı. Sonrasında  onlarca çeşit balık ve birbirinden renkli mercanların arasında yüzmenin keyfini çıkartmak kalıyor.

Nerede kalınır? Nerede yenir?

  • Giordano’s Pizzeria and Garden Cafe Mükkemmel Tropical Salatası, nefis ince hamur pizza’sı ve gerçek italyan espresso’su ile Apia’nın mutlaka uğranması gereken hoş ve loş mekanı.
  • Sydney Café Başarılı sandwich, salata ve kahveleri ile yerli, turist herkesin uğrak noktası.
  • Rainforset Café Doğal dekorasyonu, eski Samoa fotoğrafları sergisi bölümü ve sunumu güzel yemekleri ile Apia’nın diğer bir yemek alternatifi.
  • Hotel Seaside Fiyat ve hizmet bakımında kabul edilebilir ancak ince duvarları uykusuz bir gece geçirme sebebi olabilir.
  • Pasifik Inn Hotel Temiz ve sessiz odaları ile Ma’ ve Pa’ nın favorisi.

posted in Kategorilenmemiş | 0 Comments

  • Sırasıyla Gidersek!

  • [kml_flashembed movie="http://whatwilltheyfind.com/wp-content/themes/silver-lexus-08/program.swf" height="210" width="160" /]
  • Bak Ne Bulduk!

  • Bak Ne Bulduk!

  • Gel Gör Ki!

  • Dünya Hali

  • Kim Gelmiş?


  • BiHaber Olma!